2885

Nigar'ın 68.günü

Nigar biraz sakinleşmek için konağın mutfağında bütün dolapları boşaltmış temizlik yapıyordu. Yüzünden gülümsemeyi silemiyordu. İçinde korku ve mutluluk dans ediyordu sanki. Sabiha hanım içeri girip şaşkınlıkla baktı ona. 

SABİHA- Hayırdır Nigar? Ne yapıyorsun? 

NİGAR – Rafları epeydir temizlememiştim Sabiha hanım. 

SABİHA- Bırak canım, bu senin işin mi? Akşama ne hazırlayacaksın onu söyle sen. 

NİGAR- (korkuyla) Misafir mi var? 

SABİHA- Yok canım ne misafiri? Biz de yokuz akşam. Seni denemek için sordum. Sabah söylediğimde beni dinlemediğini anlamıştım. Kafan bir karış havada epeydir? Ne oluyor sana? 

Nigar derin bir nefes aldı. Gülümsemeye çalıştı. Bu akşam erken çıkabilecekti demek ki. 

                                                                                                                                        -o- 

Sinan Bengüyle okulun bahçesinde oturuyordu. 

BENGÜ- Eee, hiç konuşmadan mı geçireceğiz bütün günü? 

SİNAN- Niye ki? 

BENGÜ- Sinan… Pişman mısın? 

Sinan kızın ellerini tuttu telaşla. 

SİNAN- Saçmalama niye pişman olayım? Sen? Yani ben... Çok bir şey hatırlamıyorum. 

Bengü bozuldu. 

SİNAN- Yanlış anlama, ben hiç o kadar içmemiştim. O yüzden yani… 

BENGÜ- Pişmansın işte. Kıvırma dansöz gibi. 

SİNAN- Ya kızım deli misin? Niye pişman olayım, sadece şaşkınım. 

BENGÜ- Ne yani, beni seviyor musun? 

SİNAN- Soruya bak şimdi! 

Gülmeye başlarlar. O sırada Cem’lerin geldiğini gördüler. 

BENGÜ- Geliyorlar. 

SİNAN- Kaçalım mı? 

Sinan kızın elini tutup koşmaya başladı. 

                                                                                                                                     -o- 

Selma elinde çorbayla içeri girdiğinde Leyla haberleri izliyordu. 

SELMA- Leyla teyze bak yoğurt çorbası yaptım. 

Doğrul biraz hadi, iç soğumadan. 

LEYLA- Sağol kızım. 

SELMA- Çamaşırları serip gelirim yanına yine. 

LEYLA- Selma, az otursana yanıma. 

SELMA- Ne oldu Leyla teyze, canın mı sıkıldı? 

LEYLA- Gel otur bir şey konuşacağım seninle. 

Selma konunun nereye gideceğini anladı. 

SELMA- Çamaşırları serip gelseydim. 

LEYLA- Selma otur dedim. 

Selma yatağın kenarınıa ilişti. 

LEYLA- Nigar bana anlattı her şeyi. 

SELMA- Nasıl anlattı her şeyi? Yani neyi anlattı? 

LEYLA- Tamam uzatma, biliyorum diyorum hepsini. Bak sana ne diyeceğim, kızım sakın bu işi kimseye anlatma gözünü seveyim. Rezil oluruz valla. 

SELMA- Anlatır mıyım Leyla teyze, tanımıyor musun beni? 

LEYLA- Kızım tanımaz olur muyum ama hayat bu, insanız hepimiz. Bir gün bir şeye sinirlenirsin ya da canın sıkılır, birine anlatmak istersin. Ne olur kuzum, sen benim elime doğdun, sakın kıyma kızıma olur mu? Zaten ömrünü bize bakmakla tüketti, öldürür bu dert onu. 

SELMA- Sen ne diyorsun Leyla teyze? Ben Nigar”a yapar mıyım böyle bir şey? Kırıyorsun ama beni. 

Leyla’nın gözlerinden yaşlar dökülmeye başladı. Selma’nın elini tutup öpmeye çalıştı. 

SELMA- Leyla teyze… 

LEYLA- Kızım kusuruma bakma ne olur? İyi ki sen varsın yoksa bu kız delirirdi. Sen aynı melek annen gibisin. Ne olur kusuruma bakma. Üzüntüden öleceğim. İnşallah bir an önce kurtulur bu işten başına bir şey gelmeden. 

Selma kadına sarıldı. 

SELMA- Sen hiç merak etme. Nigar gibi güçlü olsak keşke hepimiz. O bu işten alnının akıyla sıyrılacak gör bak. Hem, iyi ki o da var. Şu hayattaki tek dostum benim o. 

LEYLA- Ya kocan duyarsa? Sana da zindan eder dünyayı biliyorsun. 

SELMA- Kimse duymayacak hiç merak etme. Hadi soğumadan iç çorbanı.