1753

Nigar'ın 61. Günü

Nigar pavyondaki odasında giyinmiş, geç kaldığı için makyajını hızlı hızlı, özensiz yapmaktaydı. İçi sıkıntıyla kasılıyordu. ‘ İnşallah Sinan eve gelir gelmez odasına gider’ diye dua etti. Kapının zorlandığını duydu. Hamza’nın orada olup olmadığını bilmediği için kapısının arkasına sandalye dayamıştı. İrkilerek kapıya gitti.

NİGAR- Kim var orada?

MEHTAP- Açsana lan şu sıçtığımının kapısını! Gizli gizli ne bok yiyorsun orada?

NİGAR- Ne istiyorsun?

MEHTAP- Kızım açsana konuşacağına, kolum koptu!

Nigar sandalyeyi çekerek kapıyı açtı. Mehtap kucağında uyuyan oğluyla ona bakıyordu. Nigar çocuğu görünce hemen kanapenin üstündekileri kenara çekti. Mehtap çocuğu yatırdı. Üstünü örttü. Dönüp Nigar’a baktı. Yüzünde minnet değil, tehdit ifadesi vardı.

MEHTAP-  Mahzuru yok değil mi?

NİGAR- Saçmalama. Babamın odası mı?

MEHTAP- Sevgilinin odası olabilir. Kapıyı bile kapalı tutuyorsun da.

Nigar sinirle iç çekti. Gidip kapıyı kapattı.  

NİGAR- Birincisi geçen gün bir garson ödümü patlattı, onun için kapatıyorum. İkincisi benim bir sevgilim yok.

Mehtap Nigar’ın yüzüne inceler gibi baktı.

MEHTAP- Ne yani, Hamza’yla ayrıldınız mı?

NİGAR- Yahu ne laf anlamaz kadınsın sen? Benim Hamza ile hiçbir ilişkim yok. O benim mahalleden çocukluk arkadaşım. Dinlemiyorsun ki hiçbir şeyi doğru dürüst!

 

Mehtap şaşkınlığını atana kadar sessizce baktı Nigar’a. Sonra yeniden dikleşip bir sigara yaktı.

NİGAR- Çocuk uyuyor, söndür şu sigarayı.

MEHTAP- Derdi sigara dumanı olsun. Peki madem Hamza ile bir ilişkin yok neden bu güne kadar evlenmedin? Söyle, onu bekliyorsun değil mi?

NİGAR- Hastasın sen. İsteseydim…

MEHTAP- Evet? İsteseydin ne olurdu? Bak işte, aranızda bir aşk olduğu belli.

NİGAR- Hadi kızım hadi, sigaranı dışarıda iç, benim hazırlanmam lazım. Belli ki sana ne desem boş.

MEHTAP- Dur bakalım. Madem öyle, burada ne işin var? Ona yakın olmak gibi bir derdin yoksa?

NİGAR-  Neresini anlatayım sana şimdi? Ben kaç boğaza bakıyorum biliyor musun sen? Senin ki gibi iki tane büyüttüm ben. Ama yetmiyor kazandığım artık anladın mı? Yıllardır onun bunun pisliğini temizleyip, evime bir kere bile alamadığım, adını bile duymadığın yemekler yapıyorum elaleme. Yetmiyor,yetiremiyorum artık işte, ne yapayım?

Mehtap bu çıkışı hiç beklemiyordu. Yine de inanmaz bir ifadeyle,

MEHTAP- Çalışmak isteyen pazarda limon satar, buralara gelmiz. Sonra da garson korkuttu diye sızlanmaz. Daha dur, hele oran buran ellenmeye başlasın o zaman gör sen hikayeyi.

NİGAR- Başka yerde böyle bir para kazanma şansım olsa, senin gibi manyaklarla bir arada olmam zaten! Hadi çık şuradan, işim var!

 -o-

Sinan ve Bengü bir arkadaşlarının evinde sarmaş dolaş uyuyorlardı. Sinan bir anda irkilerek uyandı. Önce nerede olduğunu anlamaya çalıştı. Başı ağrıyordu. Yanında uyuyan Bengü’yü görünce şaşırdı. Hala sarhoştu.  Yavaşça dürttü kızı.

SİNAN- Bengü… Bengü uyan.

Kız yavaşça açtı gözlerini. Sinan’a mutlulukla baktı.

BENGÜ- Ne oldu? Uyusana hadi. Gel sarıl.

SİNAN- Bengü neredeyiz biz?

BENGÜ-  Aylin’lere geldik ya, onlardayız işte.

Sinan saatine bakıp fırladı yataktan.

SİNAN- Hadi kalk kalk. Saat kaç olmuş gidelim.

BENGÜ- Saçmalama, nasıl gideceğiz bu saatte? Sabah erkenden gideriz.

SİNAN- Olmaz mümkün değil, halam meraktan ölmüştür şimdi. Kalk hadi!

BENGÜ- Halan çoktan uyumuştur. Merak etse arardı, yat hadi.

Sinan telefonuna baktı. Bir tek Lale saatler önce bir mesaj atmıştı o kadar. Halasının aramamasına daha çok şaşırdı. Bir yandan da kızdı.

SİNAN- Al işte! Cezalandırıyor beni! Aramamış.

BENGÜ- Saçmalama, kaç yaşındasın. Kadın bunun farkındadır herhalde. Bence sen büyü artık.

Sinan kızgınlıkla baktı kıza.

SİNAN- Kadın diye bahsetme halamdan. Onun bir adı var. Ayrıca istersen kendine daha olgun birini bulabilirsin.

Bengü doğruldu korkuyla.

BENGÜ- Sinan saçmalama onu kastetmedim, ben sadece…

SİNAN- Neyse, sen uyumaya devam et, ben çıkıyorum.

BENGÜ- Beni burada bırakıp gidiyor musun?

SİNAN- Aylin senin arkadaşın, bir şey olmaz. Benim gitmem lazım.

Kızın konuşmasını beklemeden çıktı odadan. Salonda uyuyanlar vardı. Kim olduklarına bile bakmadan usulca çıktı evden. Sokağa çıktığında nerede olduğunu anlamaya çalıştı. Uzaktan köpek sesleri geliyordu. Birden aklına Cem geldi. O onlarla gelmiş miydi diye düşündü. Etrafa baktı.

SİNAN- Gelse arabası buralarda olurdu. Aa evet ya, sinemadan çıkınca ayrıldı o bizden. Keşke gelseydi ya? Ben nasıl gideceğim eve şimdi?

Cebindeki parayı çıkarıp saydı.

SİNAN-  Taksi bulursam paramın yettiği yere kadar giderim, sonrasını yürürüm artık. Halam kesin kesecek beni.

Caddeye doğru yürüdü. Geçen bir taksiyi durdurup bindi.