5332

Nigar'ın 70. Günü

Nigar soyunma odalarının olduğu koridora girdiğinde Mehtap’ın ağlama sesini duydu. Kapıyı aralayıp bakmak istedi ama vazgeçti. Kendi odasına doğru yürüdü. Hızla giyinmeye başladı. Makyajını tamamlamak üzereyken kapı çaldı. Nigar kalkıp kapıyı açtığında Hamza’nın sarhoş bir şekilde kapıda beklediğini gördü. Bir an adamın yüzüne “burada ne işin var?” der gibi baktı. Sonra hiç konuşmadan yerine oturup makyajını yapmaya devam etti. Hamza kapıda kalakaldı. Sonra sakin adımlarla içeri girip kapıyı kapattı. Nigar tedirgin olsa da belli etmemeye çalıştı. Hamza köşedeki koltuğa oturup aynadan Nigar’ı seyrediyordu. Kısa süren sessizlik Nigar’ı iyice gerdi.

NİGAR-Bir şey mi söyleyeceksin?

HAMZA-Çok şey söylemek istiyorum ama artık içimden gelmiyor. Ne desem kızıyorsun, ne yapsam yanlış anlıyorsun.

Nigar’ın elindeki makyaj kalemi titredi.

HAMZA- İşin en boktan yanı ne biliyor musun? Ben seni korumak için ya da ne bileyim, para kazanman için, her ne haltsa elimden geleni yaparken sen bana boka bakarmış gibi bakıyorsun ya, işte beni bu öldürüyor. Anlıyor musun?

NİGAR- Sarhoş musun sen?

HAMZA- Sarhoşum, ne oldu korktun mu benden?

NİGAR- Deliye bak ne korkacağım senden?

Bu arada titreyen elindeki kalemi yavaşça bıraktı.

NİGAR- Ne demeye çalışıyorsun Hamza? Ne yapsaydım? Minnet duyup boynuna mı sarılayım? Haa, istemiyorsan şimdi çeker giderim. Eşşek olunca semer vuran çok olur. Bulurum başka iş.

Hamza üzüntüden gözlerini kapatıp arkasına yaslandı. Ne diyeceğini bilemedi. Nigar’ın da eli ayağı dolandı. Makyaja devam etsin mi etmesin mi bilemedi. Hamza doğruldu.

HAMZA-Nigar… Biliyorum ne yaparsam yapayım beni arkadaş olarak bile sevmiyorsun. Ama eğer içinde biraz insaf varsa en azından duygularıma saygı duy. Beni aşağılama, beni kırma, ben böyle şeylere alışık değilim.

NİGAR- Aa, ne yaptım ya ben sana?

HAMZA- Nigar…

NİGAR- E burada bir sürü şeye şahit oldum, susayım mı yani?

HAMZA- Nigar…

NİGAR- Bak! Kadın yine ağlıyor içeride! Kimbilir yine ne dedin garibana?

HAMZA- Nigar, karışma bunlara sen. Bilmediğin çok şey var. Dünya senin doğrularınla yürümüyor.

NİGAR- Keşke yürüse.

HAMZA- Benim ne dedğimi bal gibi anladın sen. Beni sevme tamam ama kötü de davranma.

NİGAR- Ne yaptım ya ben sana?

Hamza yavaşça ayağa kalktı. Nigar’ın yüzüne bakarken canının ne kadar yandığı belli oluyordu.

HAMZA-Ferit’le aranızda ne var?

Nigar bembeyaz oldu.

NİGAR-Ne demek istiyorsun?

HAMZA- Sizi gördüm. Nigar… Ferit evli biliyorsun. Ve şimdi… Senin yüzünden boşanmaya karar vermiş. Bir yuva yıkıyorsun, farkında mısın?

NİGAR- Sen ne dediğinin farkında mısın?

HAMZA- Asıl sen ne yaptığının farkında mısın?

Nigar verecek cevap bulamadı. Hamza gözlerini kısmış kadını süzüyordu.

HAMZA- Neyse… Hazırlan hadi, sıran geliyor.

Odadan çıkıp kapıyı kapattı. Nigar olduğu yerde kıpırdamadan oturuyordu. Gözlerinden yaşlar akmak üzereydi.

NİGAR- Ferit… Sen Hamza’ya ne söyledin Allahın cezası!

Çantasından telefonu çıkardı, Ferit’in numarasını çevirdi hiç düşünmeden. Ama ilk çalışta korkup kapattı. Gözlerinden yaşlar inmeye başladı. Bütün makyajı bozulmuştu. Kendisine baktı aynada.

NİGAR- Sahi, ben ne yapıyorum ya?