380

Pandemi de Olsa Tatil Olmazsa Olmaz!

Koronada olsa, Pandemide olsa, virusde olsa Tatil olmazsa olmaz:)

Hep birlikte daha sağlıklı günler görelim diye; maskeleri takıp, sosyal mesafeye uyarak gezmelere başlama vakti geldi!.

Koronavirüs sebebiyle günlük yaşantımızın tamamen dışında olan yeni bir rutin oluşturup, oluşan yeni rutin içerisinde günlerimizi beraber geçirmeye gayret ettik. Belki her zamankinden daha fazla yorulduk belki her zamankinden daha fazla zorlandık ama sonunda tatili hakettik.

Denize girmekte bir sıkıntı olmadığını söyledi uzmanlar. Virüs denizde ve havuzda bulaşmıyormuş. CSIC konuyla ilgili araştırmasına göre, "Denizdeki çözülme ve tuz miktarının yüksek olması, virüs yükünün azalmasına ve böylece etkisiz hale gelmesine neden oluyormuş ".

ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezi (CDC) Covid-19 hastalığının ortaya çıkmasına neden olan virüsün, havuz, sıcak jakuzi, spa ve aquapark alanlarından insanlara bulaşabileceğine dair herhangi bir kanıtın bulunmadığını ve havuzdaki klor gibi dezenfektan maddelerin virüsü etkisi hale getirdiği, söylüyor.

Evde temizlikle kafayı yemişken otelde kaldığımı hayal edemiyorum.

Umarım bu virüsten en kısa zamanda daha fazla hasar almadan kurtuluruz.

Yanımızda bol bol dezenfektan ve kolonya ile tatilin keyfini çıkaralım bari.

Deniz, eğlence, yemeğin yanında olmazsa olmazımız tarih ve yeni mekanlar olmalı tabii ki... Bu kez de bizim gittiğimiz ama kızımızın görmediği Efes Antik şehrine gidelim dedik. Önce açık mıdır diye endişe duyduk ama oraya vardığımızda hayretler içinde kaldık. Öyle etraf metraf virus var diye boş değil, bilesiniz. Yerli, hatta yabanci turist her yerde maskeli gezmekte :))

Bilet almak icin yarım saat kuyrukta bekledik. Kuyruk iki sıralı idi. Yazıyorum, siz kalabalığı tahmin edin artık. Efes’e giriş 100 TL ama Muzekart ile 60 TL. Aman dikkat yaz diye serinlikte gidelim diye düşünmeyin, son giriş 18:30’da. İçerisi 4,5 km (gidiş-dönüş) yaklaşık 2 saat gezmesi sürüyor.

Kuruluşu M.Ö. 6000 yıllarına dayanan Helenistik dönem, Roma, Bizans, Beylikler ve Osmanlı dönemlerine kadar aktif yerleşim yeri olarak kullanılan, üstün şehir planlama örneği, büyük öneme sahip bir liman kenti olması, ticaret merkezi, binlerce yıl çok zengin kültüre ev sahipliği yapmış, Hristiyanlığın Hac merkezi olarak kabul edilmesi olma özelliğiyle; Efes tarihin bir parçası değil tarihin ta kendisi desek yanlış olmaz sanırım.

Efes Antik Kenti MÖ 8600 döneminde basit bir yerleşim yeri olarak başlamış.

Anadolu’nun en verimli topraklarından birisi olması, ticaret yollarının buradan geçmesi, ve dünyanın doğusu ve batısını birbirine bağlayan bir limana sahip olması sayesinde şehir çok gelişmiş.

Hristiyanlığın kurucusu sayılan İncil yazarı Aziz Paul, İsa’nın Kudüs’te çarmıha gerilişinin ardından güvende olması için Meryem’i buraya getirmiş hatta Hristiyanlığı yaymak için çok uğraştığı meşhur vaazlarından birisini burada vermiş.

Dünyanın 7 harikasından biri olan Artemis Tapınağı burada.

Unesco Dünya Mirasları kıymetlisi.

4. yüzyılın ikinci yarısındaki sert depremler ile kısmen yok olmuş.

Ardınan 6. yüzyılın başında nehir tarafından sürekli doldurulan liman önemini iyice kaybetmiş ve bazı mahalleleri terk edilmiş.

654 yılında iki Arap saldırısı şehirlileri Ayasuluk Tepesindeki kale ve eteklerine göçe zorlamış.

14. yüzyılda Selçuklu devrinde limanın tamamen kaybolması sebebi ile kent Ayasuluk ismi ile anılan yerel bir köy haline gelmiş.

İlk girişte Büyük Tiyatro ile başlıyorsunuz. Antik dönemin en büyük açık hava tiyatrosu özelliğini taşıyan bu tiyatro tam 24.000 kişi kapasiteli. Bu tiyatro aynı zamanda St. Paul’ün vaazlarının da gerçekleştiği yer. Tiyatro gösterilerinin yanı sıra gladyatörler arenası olarak da kullanılıyormuş.

Bağ bozumu şenliklerinde şarap tanrısı Dionysos’u onurlandırmak için tiyatorda çeşitli gösteriler düzenlenirmiş. Tiyatronun simgesi gülen ve ağlayan maskelerin hikâyesi buradan geldiği biliniyor.

Sağlı sollu sırayla gezmeye devam ederek anlatmak istiyorum.

Liman Caddesi (Arkadiane)

Antik tiyatrodan liman kadar uzanan Efes’in en uzun caddesi. 1 m. genişliğinde 350 metre uzunluğunda tamamı mermer kaplı, kralların karşılandığı ve dini törenlerin düzenlendiği, altında ise limana kadar uzayan kanalizasyon sistemi olan cadde. Eskiden 11 metre genişliğindeki ve 600 metre uzunluğundaki bu caddenin geceleri emniyeti sağlamak için 50 meşale yakılırmış. Bu caddenin diğer ucunda koy varmış. Denizcilerin tatlı su gibi ihtiyaçlarının karşılanması ve yolculuk molası verdikleri yermiş. 20. yy'da Menderes Nehrinin taşıdığı kumlar ovayı genişletince bir sahil kenti olan Efes artık denize 5 km. kadar uzaklıkta kalmış.

Ticari Agora

Celsus Kütüphanesi’nin hemen yan tarafında bulunan meydan, kentin en önemli ticaret ve kültür merkezi ve pazar yeri. Toplam 3 kapıdan girişi olan Agora, M.Ö. 3. yüzyılda İmparator Augustus döneminde kurulmuş. M.S. 4. yüzyılda büyük bir deprem yüzünden hasar görmüş ve kullanılamaz hale gelmiş.

Mermer Cadde

Büyük Tiyatro ile Celsus Kütüphanesi arasında ulaşımı sağlayan mermer kaplı cadde imparatorluk döneminde kentin anayolu ve dini Alay Yolu’nun bir bölümüymüş. Arabaların kullanıldığı caddede yayalar icinde yolun kenarında bulunan yüksek platform bugünkü kaldırımlar yapilmis. Cadde, boylu boyunca sütunlarla süslü.

Aşk Evi

Mermer cadde üzerinde kadın ayağı ve başı kazınmış bir mermer bulunuyor. Bu ayak izinin, Aşk Evi’nin evin girişinde bulunması, onu bir bakıma dunyanin ilk reklam panosu yapiyor.

Efes’e gelen denizcilerin gözde mekânı Aşk Evi, Kuretler Caddesi ile Mermer Cadde'nin kesişiminde yer alıyor. Evin hem Celsus Kütüphanesi’ne hem de Skolastika Hamamı’na gizli bir geçitle bağlantısı olduğu söyleniyor. Erkeklerin girişteki Afrodit heykeli önünde yapılan kısa bir ritüelden sonra içeri girdikleri biliniyor.

Celsus Kütüphanesi

Agora’nın yanı başına kurulu kütüphane 115 yıllarında Asya Konsülü Julius Aguila tarafından babası Celsus adına yaptırılmış.

Dış Kütüphane dışarıdan iki katlı bir görünümde olsa da içeriden tek katlı ve yüksek tavanlı bir yapıdır. Girişte günümüzde Viyana Müzesi’nde sergilenen, fakat eskiden Celsus Kitaplığı’nın ön cephesinde yer alan dört kadın heykeli; Akıl, Kader, İlim ve Erdem bulunuyor.

Mısır’ın İskenderiye şehrindeki ve Anadolu’daki Bergama kütüphanelerinden sonra Klasik Dönemde dünyanın en büyük üçüncü kütüphanesi. Burada parşömen üzerine yazılmış el yazmalı 14 bin kitaba sahipmiş ve bu kitaplar rulolar halinde, üç katlı olan yapının üst katlarında saklanıyormuş.

Kütüphane aynı zamanda ‘heroon’ yani ‘anıt mezar’ niteliğinde. Kütüphanenin batı yönünde okuma salonunun hemen altında Tiberius Julius Celsus Polemaeanus’un lahit mezarı yer alıyor.

Mazeus Kapısı ve Mithridates

Agora’nın Güney Kapısı olarak da bilinen, Celsus Kütüphanesi’nden Ticaret Agorası’na geçişi sağlayan kapı. MÖ 4-3. yüzyılda yapıldığı düşünülen kapı, İmparator Agustus tarafından özgür kılınan Mazaeus ve Mithridates adlı iki köle tarafından finanse edilerek inşa edilmiş.

Kral Stoası Yolu, Kuretler Caddesi

Herakles Kapısı’ndan Celsus Kütüphanesi’ne kadar uzanan şehrin en işlevsel caddesi. Helenistik-Roma kentinin birbirini dik kesen ızgara yol sistemine aksine diagonal olarak uzanıyor. 210 m. uzunluğundaki ve 6,80 – 10 metre genişliğindeki caddenin paralelindeki dükkanlarda sanatçılar ve lokantacılar satış yaparlarmış. Altından kanalizasyon geçen ve önceleri taşıt trafiğine açık olan cadde, inşa edilen Herakles Kapısı ile trafiğe kapatılmış.

Bu caddeye Kuretler Caddesi denilmesinin nedeni ise mitolojiye dayanıyor. Mitolojide yarı tanrı olarak geçen Kuretler’in isimleri caddenin başındaki sütunlarda yazılı. O nedenle de buraya “Kuretler Caddesi” denilmiş.

Yamaç Evler

Burası kentin seçkin sınıfının yaşadığı yer. Bugünkü konumu ünlü Pompei ve Herculaneum kentleriyle karşılaştırılabilir düzeyde sağlam. 4000 m² alan üzerine inşa edilen evlerin her birinin avlusu bulunuyor. Mermer döşemerli avluda en azından bir çeşme ve derin bir kuyu bulunuyor. Evlerde kalabalık bir aile topluluğunun yanı sıra hizmetçi ve kölelerin yaşadığı alanlar da mevcutmuş. Mobilya olarak divanlar, ayakları süslemeli masalar, ahşap ve hasır koltuklar ve arkalıksız sandalyeler yer alırmış. Odaların tümü, zeminde yer alan mozaik halılar ve duvarlarda freskler ile süslenirmiş. Evler döneme göre o kadar lüks ki yerden ısıtma sistemiyle ısınıyorlarmış.

Umumi Tuvalet (Latrina)

Dönem insanlarının sadece tuvalet ihtiyaçlarını gidermek için değil sosyalleşmek için de kullandığı yerlerdir. Eskiden kadın erkek karışık yanyana bir sohbet ortamında yapılırmış tuvaletler. Bu tuvalet deliklerinin altından akan su, tuvaletleri nehre ya da denize götürürmüş. Tuvaleti yapan kişinin önündeki başka bir oluktan akan su ile de ilgili yerlerini temizlerlermiş. Hemen arkasında Skolastika Hamamları olduğundan ve hamamın suları kanalizasyon ile birleştiğinden, kötü kokuların maskelenmesi daha kolay oluyormuş.

Varius Hamamı, Skolastika Hamamları

Kuretler Caddesi üzerinde bulunan 3 katlı bir yapı. M.S. 400’lü yıllarda Skolastikia adlı Hristiyan bir kadın tarafından restore edildiği biliniyor. Bu nedenle de, ismi Skolastika Hamamları. Sabah erken saatlerde kadınların gün boyunca da erkeklerin kullandığı, 12 ana bölümden oluşan yer altından ısıtmalı hamamlar; sıcak su odası, ılık su odası, soğuk su odası ve soyunma odası şekilde 4 bölümden oluşuyor. Ayrıca hamamların, latrina yani tuvalet ve Aşk Evleri’yle -döneminin genelevine- gizli geçitlerle bağlı olduğu düşünülüyor.

Hamamı önemli kılan iki özelliği var. Biri yoksullardan giriş ücreti alınmaması. Diğeri ise, dönemine kıyasla ileri teknoloji kullanılması.

Hadrian Tapınağı

Roma’nın gezgin İmparatoru Hadrianus’u onurlandırmak için yapılmış. Kapı kirişi üzerinde Efes’in kuruluş efsanesini betimleyen kabartmalar bulunuyor. Kentin kurucusu Androklos’un yaban domuzunu öldürüşü, Herakles’in Theseus ile savaşı, Amazonlar ve tanrıları toplantısı ve Dionysos ve neşeli dostlarına ait kabartmalar Efes Müzesinde sergileniyor.

Hatırlar mısınız bilmem, 20 YTL’nin arka yüzünde, Celsus Kitaplığı ile birlikte görünen yapı, Hadrianus Tapınağı’ydı.

Domitian Tapınağı

Odeon’dan Kuretler Caddesi girişine uzanan yol üzerinde bulunuyor. Efesliler, İmparator Domitian’ın sağladığı olanaklara minnetlerini göstermek için bu tapınağı yapmışlar. İmparator Domitianus, öldükten sonra zalim bir yönetim sürdürdüğü için lanetlenmiş. Roma Senatosu kararı ile isminin tüm yazıtlardan silinmesine karar verilmiş. Fakat Efesliler, tapınağı tamamen yıkmak istememiş ve imparatorun tapınaktaki heykelinin başı keserek babasının heykelinin başını kondurmuş. Domitian, Efes’te adına tapınak yapılan ilk imparator. Tapınaktaki kült heykeli Hristiyanlığın kabul edilmesiyle tahrip edildiğinden baş ve kol bölümleri dışında günümüze ulaşan bir parçası bulunmuyor.

Memmius Anıtı

M.S. 30 yılında Domitian Tapınağı’nın bulunduğu meydanda, Romalı devlet adamı Sulla Felix’in torunlarından Gaius Memmius adına inşaa edilmiş onursal bir anıt. Anıt, kule şeklinde ve kulenin sütunları arasında Gaius Memmius’un erdemleri tasvir edilmiş.

Trajan Çeşmesi

M.S. 102-114 yılları arasında, Roma İmparatoru Traianus ile Efesli Artemis adına inşa edilmiş. Aslında orijinalinde 2 katlı olan çeşme, restore edilerek tek katlı olacak şekilde yeniden yapılmış. Çeşmenin heykellerinin bazıları bugün Britsh Museum'da sergileniyor.

Devlet Agorasındaki Hamamlar

Roma dönemine ait, kayadan oyularak oluşturulmuştur. Helenistik bir gymnasium üzerine kurulmuş. Batıda bulunan sıcak havuzlarla donatılmış yedi nişe sahip. Batıda ve doğuda bulunan mozaik salonlar dinlenme salonları olarak hizmet vermiş. Güneyde halen kazılmamış yerde zihinsel ugraşlara hizmet veren palestran olduğu düşünülüyor. 4 farklı su taşıma kanalı sistemi ile etraftaki doğal kaynaklardan suyu getirip kentin dört bir köşesine dağıtmışlar. Ve boruların patlamaması için suyun havasını almak için delikler açmışlar.

Belediye Binası (Prytaneion)

Kent yönetimine dair diplomatik ilişkilerin yürütüldüğü, salonları tanrı ve imparator heykelleriyle donatılmış bir yer. Efes Müzesi’nin en değerli eserlerinden Artemis heykelleri buradaki kazılarda bulunmuş. Binanın yanında bulunan Tanrıça Hestia sunağında kutsal kabul edilen bir ateş yanarmış. Bu ateş kentin bağımsızlığını ve ölümsüzlüğünü temsil ettiğinden hiç sönmeden yanması sağlanırmış.

Odeon

Döneminde kent meclisi toplantıları, tiyatro ve yarışmaları yapılırmış. Tiyatro 1400 kişilik bir alan. Sahne kısmında yağmur sularını akıtacak oluklar bulunmadığından üstü kapalı olarak tasarlanmış.

Ve tatil biter....

Elini sıcak sudan soğuk suya sokmadan, sadece deniz, kum, güneş ve bolca eğlence ile yapılan bir tatil sonrası, eve dönüş resmen sersemletici bir etki yapıyor.

Hayırlı uğurlu olsun; Allah da bu tatil ertesini bildiği gibi yapsın, daha demin denize giriyorduk.????????