1698

Nigar'ın 59. Günü

Nigar iş çıkışı Münevver hanımın evine gitti. Kapıyı çalıp çalmamakta tereddüt etti. Hamza ile karşılaşmak istemiyordu. İçeriyi dinledi ama hiç ses gelmiyordu. Zili çaldı. Kısa bir süre sonra kapıyı Hamza açtı. Kapıda hiç konuşmadan baktılar birbirlerine. Hamza’nın yüzünde özür dileyen bir ifade vardı. Nigar istifini bozmadan girdi içeri.

NİGAR- Münevver teyze çıktı değil mi hastaneden?

HAMZA- Evet. İçeride.

Nigar ayakkabılarını çıkarıp girdi. Münevver hanım salonda uzanmıştı. Nigar’ı görünce gülümsedi.

NİGAR- Geçmiş olsun Münevver teyze.

MÜNEVVER- Sağol kızım, gel otur.

Hamza yanlarına gelmedi.

NİGAR- Ne oldu? Ne yaptın böyle hastanelere düştün?

MÜNEVVER- Sorma kızım, yaşlılık işte. Bundan sonra böyle.

NİGAR- Aman ağzından yel alsın. Bir ihtiyacın var mı?

Hamza mutfaktan konuşulanları dinlemekteydi. Mutfak masasında sigara içiyordu. İçeri gitmeye cesaret edemiyordu. Kendine kızdı.

HAMZA- Oyuncak oldum elinde.

Yerinden kalktı. İçeride Münevver Ferit’i övüyordu. Hamza girdiğine pişman oldu.

MÜNEVVER- Aslan gibi doktor olmuş maşallah. Hastanede herkes onun ağzının içine bakıyor.

Hamza girince Münevver ona doğru döndü.

MÜNEVVER- Hah, gel Hamza gel, Ferit’i anlatıyordum. Nasıl hemen teşhisi koydu değil mi?

Hamza göz ucuyla Nigar’ın tepkilerini ölçüyordu.

HAMZA- Sağolsun.

MÜNEVVER- Ee, ne de olsa siz çocukluk arkadaşısınız. Hepiniz çok iyisiniz.

Nigar konuşmanın gidişatından rahatsız oldu.

NİGAR- Ben kalkayım artık Münevver teyze, malum bizimkiler canavar gibi acıkmışlardır şimdi. Ben uğrarım yine. Bir ihtiyacın olursa çekinme ara noolur.

MÜNEVVER- Sağol kızım, zaten kimi arayacağım başka? İyi ki varsın. Hamza’nın işi çok yoğun, her an gelemiyor.

Nigar bakmadı.

NİGAR- Haydi iyi akşamlar.

MÜNEVVER- Sana da kızım. Annene selamımı söyle.

NİGAR- Söylerim.

Nigar’ı yolcu etmek için peşinden giden Hamza, kapıya geldiklerinde kolundan tutar.

HAMZA- Nigar ne olur dinle beni.

Nigar hızla çeker kolunu. Ayakkabısını giyip çıkar. Hamza derin bir of çeker.

-o-

Lale babaannesinin yastığını düzeltirken telefonuna mesaj geldi. Leyla ile gözgöze geldiler.

LEYLA- Git bak telefonuna.

LALE- Acelesi yok babanne.

Nigar içeri girdi.

NİGAR- Geldim. Acıktınız mı? Münevver hanıma uğradım.

LEYLA- Nasılmış kadıncağız?

NİGAR- İyiydi. Çok selamı var. Sinan nerede?

LALE- Daha gelmedi hala.

NİGAR- Ara şunu gelsin artık.

LALE- Tamam hala.

Lale telefonunu alıp içeri giderken Nigar da mutfağa doğru gitti. Lale önce gelen mesaja baktı. ‘ Nasılsın?’. Yine kalbi duracak gibi oldu. Kendini toplayıp Sinan’ın numarasını çevirdi.

-o-

Mutfakta yemek pişiren Nigar, bir kabın içine dolma koyup Lale’ye verdi.

NİGAR- Bunu Münevver teyzeye bırak gel hemen. Sinan neredeymiş?

LALE- Gelirim birazdan demişti ama, bilmiyorum.

Lale çıkarken Nigar ellerini kurulayıp Sinan’ı aradı.

NİGAR- Oğlum neredesin sen? Açlıktan öldük!

SİNAN- (ses) Hala beklemeyin beni yemeğe, arkadaşlarla sinemaya gideceğiz.

NİGAR- Gece gece ne sineması Sinan?

SİNAN- (ses) Hala ben artık üniversiteye gidiyorum. Hadi öptüm seni.

NİGAR- Kaçta geleceksin?

Sinan telefonu çoktan kapatmıştı. Nigar annesiyle göz göze gelir.

NİGAR- Kapattı.

LEYLA- Bu gece gitmesen? İçimde bir sıkıntı var.

NİGAR- Gitmek zorundayım anne.