1655

Nigar'ın 60. Günü

Lale Münevver hanımlardan dönerken aklı hep Cem’deydi. Mesajına cevap yazmak istiyordu ama ya Cem şu anda abisiyle beraberse sorusunu aklından atamıyordu. Abisi çılgının tekiydi. Öğrenirse ne olur bilmiyordu. ‘Ne var ki neyi öğrenecek?’ diye düşündü. Ama yine de sıkıntı doldu içine. O sırada yeni bir mesaj geldi. “Neden cevap yazmıyorsun? Yapma böyle”. Kaldırımda kalakaldı. Duvara dayanıp cevap yazdı. “ Abimle misin?”. Yanıt gecikmedi. “ Evet, sinemaya gidiyoruz”

Lale sinirlendi. “ Onun yanında bana mesaj mı atıyorsun?” “Ne var ki bunda?”. Lale bu cevap üzerine telefonu tamamen kapatıp hızlı hızlı eve yürüdü.

-o-

Nigar annesini yıkamış, temiz gecelik giydiriyordu. Gözü duvardaki saate takıldı. Neredeyse 11’e geliyordu.

LEYLA- Kızım. Gitme bu gece.

NİGAR- Nasıl gitmeyim anne, yaşlı kadın beni bekliyor. Bu çocuk nerede kaldı acaba?

Sinan’ı aradı. Çok geç açıldı telefon.

NİGAR- Oğlum neredesin?

SİNAN- Şimdi çıktık sinemadan hala.

NİGAR- Hadi sallanma artık. Saat kaç oldu farkında mısın?

SİNAN- Tamam farkındayım.

Nigar derin bir of çekerek kapadı telefonu.

LEYLA- Daha ne kadar gideceksin?

NİGAR- Biraz daha para biriktireyim bırakacağım anne, merak etme. Ben de çok huzurlu değilim.

-o-

Hamza pavyondaki odasında viski içerken içeriden gelen sesleri dinliyordu. Nigar’ın gelip gelmeyeceğini merak ediyordu. “Ya gelmezse?” düşüncesi onu delirtiyordu. Bugün annesi de gerginliklerini fark edip sormuştu. Hamza annesini geçiştirmişti ama kendisine bunu anlatamıyordu. Dikkatli olmaya çalıştıkça iyice batıyordu. Kapıda Mehtap’ın küçük oğlunun kendisini seyrettiğini fark edince yerinden sıçradı.

HAMZA- Ulan!

Hamza’nın bağırmasıyla korkan küçük çocuk ağlamaya başladı.

HAMZA- Mehtap! Ulan götürün şu çocuğu buradan!

Mehtap koşarak gelip çocuğu kucağına aldı.

MEHTAP- Ağlama kuzum ağlama. Her yerde seni aradım, nasıl geldin buraya?

HAMZA- Ulan Mehtap! Sen beni bir gün katil edeceksin ama dur bakalım! Yeni numaran bu mu? Çocuğu mu kullanıyorsun şimdi de?

Mehtap bir anda çirkefleşti.

MEHTAP- Ne diyorsun ulan sen! Senin gibi vicdansıza çocuğumu kullanacak kadar alçalmadım ben! Odadan kaçmış ben ne yapayım?

HAMZA- Sana kaç kere dedim şu piçi buraya getirme diye? Ne laftan anlamaz karısın sen!

MEHTAP- Ya ne yapayım? El kadar çocuğu tek başına evde mi bırakayım yani!

HAMZA- Ne bok yersen ye orospu! Al çocuğunu da git evine o zaman!

MEHTAP- Hamza…

HAMZA- Kes lan! Hamza’ymış! Çekil gözümün önünden. Bir daha bu piçi ortalarda görmeyim, sonun olur! Karar senin.

Mehtap gözlerinden akan yaşa engel olamadı. Çocuğuna sıkı sıkı sarılıp çıktı odadan.

HAMZA- Ağzına sıçtıklarım! Bütün manyaklar da beni buluyor!

-o-

Saat gece yarısını geçmişti. Nigar Lale’yi kontrol etti. Odasında mışıl mışıl uyuyordu. Odasına gidip giyindi. Yapacak bir şey yoktu, çıkmalıydı. Pavyondan gelen adam beklemeyip giderse bu saatte tek başına gidemezdi. Gün geçtikçe daha çok korkuyordu karanlık sokaklardan. Usulca ayakkabılarını giyip çıktı dışarı. Kapının önünde etrafı kolaçan etti. Sinan’a yakalanmak istemiyordu. Geldiğinde direk odasına gidip uyurdu zaten. Hele bir de bira içmişse.

NİGAR- Allahım yardım et, büyümeleri ne zormuş bu çocukların.