2626

Nigar'ın 67. Günü

Sabah Lale halasını dolmuş durağına bıraktıktan sonra okula doğru yürümeye başladı. Sokağı döndüğünde kendisini bekleyen Keriman’ı gördü. 

KERİMAN- Günaydın Lale. 

LALE- Günaydın hocam. 

Birlikte sessizce yürümeye başladılar. Lale ‘ İnşallah konuyu açmaz’ diye düşündü. Zaten açarsa da diyeceğini biliyordu. Olanların halamla bir ilgisi yok diyecekti. 

KERİMAN- Epeydir beraber yürümüyorduk, iyi geldi. 

LALE- Evet.Keriman kızın yüzüne bakarak yürümeye devam etti. ‘Bu çocuğun ne suçu var?’ diye düşündü. Ama biraz bilgi almak için yanıp tutuşuyordu. 

KERİMAN- Lale sana bir şey sorabilir miyim? 

LALE- Tabii ki hocam. 

KERİMAN- Lütfen beni yanlış anlama, şu anda yaptığım şeyin çok yanlış olduğunun da farkındayım. Ama kimden yardım isteyeceğimi de bilemedim. İstersen cevap vermeyebilirsin. Zaten bu duruma düştüğüm için kendimden utanıyorum.Lale durup kadının yüzüne baktı. O güçlü kadın gitmiş yerine acınası biri gelmişti. Üzüntü boğazında düğümlendi. Bu olayda kimse suçlu değildi ama herkes üzgündü. 

LALE- Hocam, ne soracağınızı biliyorum ama inanın halamın hiçbir suçu yok.Keriman beklemediği bu cevap karşısında tokat yemiş gibi oldu. Bir duvara yaslanıp nefesini düzeltti. Küçücük çocuğun karşısında ne hale düşmüştü. 

KERİMAN- Lale, çok özür dilerim. Sanırım sana bir açıklama yapmak zorundayım. Olanların ne kadarını bildiğini bilmiyorum ama şöyle anlatayım. Biz Ferit’le boşanıyoruz.Bu kez Lale kalakaldı. 

LALE- Nasıl yani? 

KERİMAN- Ferit boşanmak istiyor. Ve benim tek bilmek istediğim halanın Ferit’le görüşüp görüşmediği. Biliyorum bunu sen nereden bileceksin ama çok çaresizim. Onun için lütfen halana onunla buluşmak istediğimi söyler misin? Kadın kadına konuşmak istiyorum. Kendi yolumu çizmek zorundayım. Anlıyor musun beni?Lale sessizce kafasını öne eğdi. 

KERİMAN- Tamam hocam. Halama söyleyeceğim. Şimdi ben hızlanacağım biraz kusura bakmayın, derse geç kalıyorum. 

KERİMAN- Tamam.Lale hızla kadının yanından uzaklaştı. Keriman duvara dayalı halde bir süre daha kızın arkasından bakarken gözlerinden yaşlar akmaya başladı. 

KERİMAN- Allahım, neler yapıyorum ben? 

                                                                                                                                            -o- 

Nigar otobüs durağında beklerken ileride arabanın içinde oturmuş kendisine bakan Hamza’yı gördü. 

NİGAR- Allah Allah, bunun ne işi var burada bu saatte? Beni mi takip ediyor yoksa? 

O sırada gelen minibüse binmek için hareketlendi. Duran dolmuşa bindiğinde hala gözü Hamza’daydı. Arkasından gelen sesle irkildi. 

FERİT- Kaptan şuradan iki kişi alır mısın? 

Nigar Ferit’e dönerken Hamza’nın dehşetle onlara bakan suratını gördü.Dolmuş hareket ettiğinde Nigar ve Ferit yanyana oturmuşlardı bile. Hamza’nın acı çeken ifadesi geride kalmıştı.Ferit hiç konuşmadan ama gülümseyen bir suratla oturuyordu. Nigar ne yapacağını şaşırdı. Ferit’in bu kadar yakınında olması kafasını allak bullak etmişti. 

NİGAR- Ne işin var burada?

FERİT- Hiiç, işe gidiyorum. 

NİGAR- Dolmuşla? Arabana ne oldu? 

FERİT- Biraz halkın arasına karışayım dedim. 

Ferit gülmeye başladı. 

NİGAR- Ferit… 

FERİT- Söyle Nigar. 

Nigar kızardı. Şu anda tek istediği bu adama sarılmaktı. 

NİGAR- Niye yapıyorsun bunu? 

FERİT- Neyi?NİGAR- Rahat bırak beni. 

FERİT- İstersen ön koltuğa geçebilirim. 

Nigar’ın siniri bozuldu, gülmeye başladı. 

FERİT- Hah şöyle. Arkadaşız biz. Gül, eğlen. Bak ne diyeceğim az önce Hamza’yı gördüm. Bir akşam üçümüz gidip felekten bir gece geçireceğiz, ne dersin? 

NİGAR- Asla! 

FERİT- Bak şimdi! Çok ayıp. Neyse sen düşün, ben burada iniyorum, görüşürüz sonra. Kaptan müsait bir yerde beni indir. 

Ferit dolmuştan inip Nigar’a el salladı. Dolmuş yeniden hareket ettiğinde Nigar’ın beyni uğulduyordu.