1879

Nigar'ın 62. Günü

Nigar bu gece oldukça gergin ve isteksiz söylüyordu şarkılarını. Müşterilerin ilgisi bile dağınıktı. Kimse onu dinlemiyor gibiydi. Canı sıkıldı. Orkestraya neşeli bir şeyler çalın gibilerden işaret etti. O sırada Hamza’yı gördü. En arka masaya oturmuştu bu sefer. Nigar ona bakmamaya çalıştı. Ama içine bir güven duygusu gelip oturdu. Şarkıyı daha çoşkulu söylemeye başladı. Bir süre sonra sesler azaldı, yine herkesin dikkati ona çevrildi.

-o-

Sinan mahalleye gelmeden neredeyse iki durak kala inmişti taksiden. Gecenin karanlığından ürkerek hızlı hızlı yürüdü eve. Kapının önüne geldiğinde yavaşça çıkardı anahtarını. İçeride hiç ışık yoktu. Derin bir oh çekerek girdi içeri. Babaannesi uyuyordu. Yavaşça halasının odasına uzattı başını. Ama halası yoktu. Lale’nin odasına gitti ama orada da yoktu. Lale tek başına uyuyordu. ‘Beni aramaya mı çıktı yoksa?’ diye düşündü. Banyoya gidip yüzünü yıkadı. Pijamalarını giydi, yatağa uzandı. Ama bir sürü düşünce üşüştü beynine. Bu saatte halası nerede arayacaktı ki onu? Kalkıp babaannesinin yanına gitti. Usulca uyandırdı kadını.

SİNAN- Babaanne? Babaanne uyan.

Leyla gözlerini açtı.

LEYLA- Ne oldu oğlum? Ne zaman geldin? Öldük meraktan.

SİNAN-  Babaanne anlatırım onu sonra da, halam nerede?

LEYLA- Halan mı?

SİNAN- Her yere baktım yok. Beni aramaya mı çıktı yoksa?

Leyla ne diyeceğini bilemez.

LEYLA- Bilmem gelir şimdi, hadi yat uyu sen.

SİNAN- Nasıl gelir şimdi? Dışarıda mı yani?

LEYLA- Sabah halana kendin sorarsın hadi uyu artık. Bak ağzın leş gibi içki kokuyor.

SİNAN- Allah Allah! Halam bu saatte dışarıda ve sen bana nerede olduğunu söylemiyorsun?  Nasıl uyurum ben? Bir şey mi oldu halama?

LEYLA- Allah korusun oğlum, ne olacak? Belki Selma’larda kalmıştır.

SİNAN- Babaanne sen benimle dalga mı geçiyorsun? Halam bu güne kadar kimde kaldı ya? Söyle hadi.

İçeriden uykulu gözlerle Lale geldi.

LALE- Ne oluyor ya, niye bağırıyorsun?

SİNAN-  Uyandırdıysak kusura bakma küçük hanım! Halam yok evde!

LALE- Nasıl ya?

Leyla çocuklara ne yapacağını bilemeden  baktı.

LEYLA- Çocuklar... Halanız bazı geceler çalışıyor.

İkisi de şaşkınlık içinde birbirlerine baktılar.

LALE- Nerede? Niye?

LEYLA- Niye mi? Size para yetiştirebilmek için! Aylardır bu değirmenin suyu nereden geliyor diye sormadınız. Uykusuzluktan hasta olacak diye ödüm kopuyor benim.

SİNAN- Demek o yüzden…

 -o-

Nigar yorgun argın indi köşede arabadan. Gecenin bu saati, doğup büyüdüğü, her noktasını ezbere bildiği bu sokak şu anda ödünü patlatıyordu. Hızlı hızlı eve doğru yürüdü. Evin önüne geldiğinde salonun ışığının yandığını görünce eli ayağı birbirine dolaştı. Anahtarıyla kapıyı açıp girdi.