505

Erciyes- Kayseri Bembeyaz... Ah Bu Yurdum Bir Başka Güzel

Okullar tatile girince, bizlere de fırsatlardan yararlanmak gerekliliğiyle birkaç yıldır gözümüze kestirdiğimiz Erciyes ve Kayseri’yi keşfetmek üzere yola çıktık.

Jeolojik araştırmalara göre yaklaşık 1 milyon yaşında olan Erciyes, Kayseri’nin 25 km güneyinde yer alan, sönmüş volkanik bir dağ. Adını Roma imparatorluğu zamanımda eski Yunanca 'Argaeos' kelimesinden alan Erciyes, Türkiye’nin en güzel ve görkemli dağlarından birisi. Bu seneki kayak tatilimiz işte bu meşhur dağ...

Erciyes’te on-pist ve off-pist olmak üzere toplam 102 km uzunluğunda, 2’si gondol, 19 adet mekanik tesis ağı ile biriyle bağlantılı 34 farklı kayak pisti bulunuyor. Farklı zorluk derecelerindeki (siyah - kırmızı – mavi) pistleri  2200 m – 3400 m uzunluklarında. Develi Kapı, Tekir Kapı, Hisarcık Kapı ve Hacılar Kapı olmak üzere dört farklı giriş noktasından girip diğer noktalara kayarak ulaşabilirsiniz ve  gün boyu bir kez kaydığınız pisti tekrar kullanmadan diğer pistlere geçebiliyorsunuz. Kayak kirası 60-70 TL. Kask kullanmak zorunlu ve günlük kirası 20 TL. Skipass biz 30’luk aldık ve 195 TL.

Erciyes'e çıktığınızda ya belediye tesislerinde vasat ama uygun fiyatla oturabilir yada daha pahalı ve kaliteli MAGNA’da. Magna Apex’e Develi pistine kayarak ulaşabilirsiniz. Burası şık bir kayak restaurantı ve gayet güzel (en azından) , çalışanlar oldukça kibar ve saygılı, yiyecekler kaliteli, sunum ve servis gayet iyi. Her şey böyle olunca da fiyatlarda tabii yüksek olacak artık.

Erciyes’de dağda kalmanıza gerek yok. Şehirde kalıp otoban gibi üç şeritli, bakımlı, trafiksiz geniş yollarla her gün dağa gidip gelebilir hem de her gece farklı mekanlarda lezzetli, ünlü Kayseri yemeklerini yiyebilirsiniz.

Biz Holiday Inn’de kaldık. Kayseri merkezde, her şeyiyle dört dörtlük bir otel. Hem otelin kendisi yeni hem personeli ilgili, hem de açık büfe kahvaltısı çok başarılı. Gözlemeden, kaymağına klasik bir Kayseri kahvaltısında bulunması gereken her şeyi ve diğer kontinental kahvaltı seçeneklerini özenle sunuyorlar. İçinde spa – masaj olanakları da var.

Akşam ki adresimiz Elmacıoğlu. Kayseri mutfağını deneyimlemek için en popüler adres. Aslında Elmacıoğlu’nun ana yemeği iskenderi ama menüsünde yağ mantısı, Develi cıvıklısı, yağlama(klasik lahmacunun kat kat kesilip üst üste dizilmiş, daha ıslak ve yumuşak ve yanında yoğurtla yeniyor), yaprak sarma, kağıtta pastırma, içecek olarak gilaburu suyu (Tadı biraz şıraya biraz da kızılcık suyuna benziyor. Yemek öncesi veya sonrası ağız tatlandırmak için aperatif olarak içilen bir şerbet.) ve tatlı olarak da nevzine (tahin, un, ceviz ve pekmez ile yapılan Kayseri tatlısı.) gibi Kayseri mutfağının ana yemekleri de var. Yediğimiz her şey çok lezzetliydi. Her şeyden ortaya söyleyip, deneyin derim. İnanın çok beğeneceksiniz.

Erciyes’in en beğendiğim tarafı pistlerinin uzun ve geniş olması... Saatlerce oradan oraya geçerek durmadan kayabiliyorsunuz... Profesyonel kayakçılar için zirveye çıkaran telesiyej ve asansör var... Gondol ve telesiyejler ısıtmalı üşümeden zirveye çıkılıyor. Hele alttan ısıtmalı telesiyej yok mu ohhhh miss... Akşamları da gece kayağı ekstra 30 TL vererek yapabilirsiniz. Dağın tek eksiği ağaçsız, çıplak olması.

Kayseri mantısını diğer mantılardan ayıran özelliği mini mini hamur parçalarına pinçiklenmiş etlerden oluşan mantısı ve domates salçalı suda pişmesi. Sarımsaklı yoğurt, mantının yanında ayrıca geliyor ve üzerine baharatlar dışında kırmızı biber & tereyağı karışımı sos da dökülmüyor. Çorba gibi görünüyor. Ama lezzeti parmak ısırtıyor. Gerçekten koca tabak mantı çerez gibi kaşla göz arasında bitiveriyor.
Kayseri’de en pahalı pastırma hayvanın sırt kısmından çok az miktarda çıkan bonfile etten yapılan pastırma olan kuşgömüymüş. Kayserililer ağırlıklı olarak hayvanın sırt kısmından yapılan, daha yağlı ama daha sert olan kontrafile pastırmayı öneriyorlar. Tütünlük ise, antrikottan yapılan ve hayvanın bel kısmından çıkan orta yağlı sinirsiz bir pastırma çeşidiymiş. Türü ne olursa olsun bir pastırma, tuzlama, kurutma, baskılama, çemenleme gibi uzun işlemler dizisi ile son halini alıyormuş. Kayseri’de menülerde kağıtta pastırma çok popüler. Pastırmanın, biraz yeşilbiber, biraz kırmızı biber ve domatesle fırın kağıdı üzerine yayılıp fırına verilmesiyle yapılıyor. Fırından çıktığı haliyle de kağıt üstünde masaya geliyor. Bu akşamda tüm bu lezzetleri tatmak için Sultan Sofrasına gittik. Burası tam bir esnaf lokantası ve yerli halkın geldiği bir yer. Google da bir çok Sultan Sofrası çıkıyor ama bizim gittiğimiz ve önerdiğimiz Hunat Hatun Külliyesi’nin oradaki...

Bugün hava sisli ve rüzgarlı olunca pistler 15:00’de kapandı.

Rakımın yüksekliğinden dolayı rüzgar çok kuvvetli esiyor, sis de çok yoğun çöküyor. Bugün Tekir ve Develi pistlerinde kaydık. Tekir yaylası ortalama 2500 metre olan bölümdür. Develi’de 2400 metre civarında ve zorluk derecesi kırmızı olan bölüm. Hisarcık kapıda da divan pisti diye bir pisti var ki , 3100 m kesintisiz kayabiliyorsunuz. En yüksek kaymaya başlama noktası dağın 3.346 metresinden başlıyor. Toplam 34 adet pist bulunuyor. Pistlerin toplam uzunluğunun %36"sı mavi , %42"si kırmızı , %22"si siyahtan oluşuyor. Eğimleri ise %10 ile %30 arasında değişiyor. İyi kaymalar 

Kayseri’nin Konya’nın etli ekmeğine benzeyen, çıtır çıtır kuşbaşı etli pidesi DEVELİ CIVIKLISI.
Kayseri’de Develi cıvıklısının bir numaralı adresi Bereket Develi Cıvıklısı imiş dendi ve yemeden dönmeyelim diyerek gittik. Mekana Bereket Market’inin içinden giriyorsunuz. Develi cıvıklısı kuşbaşı et ile yapılanı. Gerçekten pidesi incecik ve çıtır çıtır. Burada pidelerin yanında yoğurt da her zaman ikram ediyor. Develi cıvıklısı kadar ünlü bir diğer spesiyali de kapalı pidenin içinde tahin ve ceviz karışımı tatlı pidesi cevizli. Deneyin derim...

Kar, aşırı rüzgar, tipi yüzünden pistler, yollar kapanınca Bizde bugün Kayseri’yi gezelim dedik.

Kayseri’nin bilinen tarihi MÖ 4500’lere kadar uzanıyor. En az 1500 yıldır yerleşimin olduğu köklü bir şehir. Evliya Çelebi Seyahatnamesi’nde Kayseri’den şöyle söz etmiş; “Kayseri’nin pastırması ve sucuğu padişahlara hediye gider. Erciyes Dağı eteğinde olduğundan havası soğukçadır. Bütün halkı zinde ve yiğittir. Şehrin Zarifleri Farsça ve Arapça konuşurlar ama halkın dili Etrak (Türkçe) dilidir. Genellikle reayalarıyla Ermeni dilini konuşurlar ama Kürt ve Rum lisanını konuşmazlar. Boyacıoğlu kapısında zımmi Karakaş Ermeni gayet usta cerrahtır. Cerrahlık ilmini tamamlamak için Frengistan’ın İspanya ülkesine gitmiştir. Hatta bir adamın dişi ağrısa mavi su sürer dişinin ağrısı diner, eğer o dişi çıkartmak istersen kırmızı renkli su sürer kerpetene muhtaç eylemeyip elinle çıkartırsın.”

Şehrin kalbi Cumhuriyet Meydanı’nda durup etrafa baktığınızda 5 bin yılın izleri Bizans, Selçuklu, Osmanlı ve Cumhuriyeti dönemi eserlerini görebilirsiniz. Buradan yürüyerek sırayla mekanları gezebilirsiniz.

İlk durağımız Kurşunlu cami. Memleketi Kayseri olan Mimar Sinan’in 1573 yılında inşa ettiği bu cami, merkezi kubbesinin kurşunla kaplı olmasından dolayı adı bu şekilde bilinmektedir. İç süslemeleri, minberi ve avluda sekiz sütuna atılmış sivri kemerlerin taşıdığı kubbeli şadırvanı dikkat çekmektedir.

Sahabiye Medresesi, Selçuklu Sultani III. Keyhüsrev döneminde Selçuklu veziri Huseyin oğlu Sahip Ata Fahrettin Ali tarafından 1267 yılında yaptırılmıştır. Bir buyuk ve iki küçük dershane (eyvan) ve küçük odalardan oluşan klasik medrese tarzındadır. Bu medrese ayni zamanda kapı oyma işçiliği ile de ünlüdür.

Bürüngüz Camii, Refik Bürüngüz tarafından 1977’de klasik Osmanlı mimari tarzında inşa ettirilmiş, 6. yüzyılda yapılmış, tek kubbeli, tek minareli bir camidir.

Saat Kulesi Muvakkithane

Sultan II. Abdülhamit zamanında tüm büyük şehirlerde birer saat kulesi ve muvakkithane (Camilerin yanına kurulan ve güneşin hareketlerine göre namaz saatlerini ayarlamak işiyle uğraşılan yerler) yapılması için ferman verirmiş. 10 metre yüksekliğindeki Kayseri Saat Kulesi de bu fermanın sonucu olarak 1906’da kesme taştan inşa edilmiş. Yanında bulunan dikdörtgen bina saat odası olarak inşa edilmiş. 15 metre yüksekliğindeki kuleye helezon merdivenlerle çıkılmaktadir. Milli mücadele döneminde Anadolu ve Rumeli Mudafaa-i Hukuk Cemiyeti binası olarak hizmet vermiştir.

Kayseri Kalesi, Tarihi milattan önce 3’üncü yüzyıla kadar gidiyor. Bizans, Selçuklu, Osmanlı dönemlerinde kullanılmış. Kalenin 3 kapısı ve 18 burcu var. Genelde kaleler tepelere, yüksek noktalara yapılırken, Kayseri Kalesi düz bir alana kurulmuş.

I. Alaeddin Keykubat’ın eşi ve II. Gıyaseddin Keyhüsrev’in annesi Mahperi Hatun tarafından inşa ettirilen Hunat Hatun Külliyesi, cami, kümbet, hamam ve medrese gibi bölümlere sahip. Hunat Hatun Alanya’nın Rum Kralı Kir Fard’ın kızı. Alaeddin Keykubad, 1220’de Alanya Kalesi’ne kuşatınca Kral Fard Alaeddin Keykubad’a barış teklif eder ve 2 şart sunar. Ömrünün kalanını Kırşehir’de emir olarak devam etmeyi ve kızı Prenses Destina’yı da eş olarak kabul etmesini ister. Alaeddin Keykubad da bu teklifi kabul eder. 1238’de yapılan külliye, taş oymaları ve heybetli görünümü ile Selçuklu mimarisinin en iyi örneklerinden.

Zeynel Abidin Turbesi ve Turbedar evi, Ruhani tarikatının ileri gelenlerinden Zeynel Abidin’in 15. yy. bugünkü türbenin bulunduğu çevreye cami, tekke ve çeşme yaptırmıştır. Kayseri’de İmam Sultan adi ile anılan Zeynel Abidin, 1414’de Kayseri’de vefat etmiş ve 1886’da mezarını bulunduğu yere türbe inşa ettirilmiştir. Türbedar evi ise Zeynel Abidin’in türbesinin bakimi ve korunmasından sorumlu türbe görevlisi için yaptırılmıştır.

Mimar Sinan Parkı içinde yer alan ve Anadolu’nun ilk Türk tıp merkezlerinden Gevher Nesibe Hatun Medresesi ve Şifahanesi üstü açık avlulu, dörder eyvanlı mimariye sahip. Medrese Selçuklu hükümdarlarından II. Kılıçarslan’ın kızı, Gevher Nesibe Sultan’ın vasiyeti üzerine, kardeşi I. Gıyaseddin Keyhüsrev tarafından 1205-1206 yıllarında yaptırılmış.
Medrese günümüzde Selçuklu Uygarlığı Müzesi olarak kullanılıyor. Anadolu’daki Türk tarihinin başlangıcından Selçuklu’nun yıkılışına kadarki dönem teknoloji kullanılarak interaktif olarak sunulmuş. Selçuklu mimarisi, sanatı, bilimi, giysileri ile ilgili bilgiler sunuluyor.

Surp Astvadzadzin (Meryem Ana) Kilisesi 19. yüzyılda yapılmış, Cumhuriyet Dönemine kadar kilise, 1961’e kadar da değişik amaçlarla kullanılmış. Sakarya Savaşı öncesi, Türk Ordusunun galip gelmesi için ayinler yapılmış.

Mezar yapıları olan kümbetler, Anadolu Selçuklu Mimarisinin en karakteristik yapılarındandır. Kümbetlerin büyük çoğunluğu hükümdarlara, hanedan üyelerine ve yönetici sınıfına mensup olanlara aittir. Alaca Kümbet (Kitabesindeki bilgiye göre 1280’de Emir Cemaleddin bin Muhammed tarafından kesme taştan yaptırılmış. Kümbetin üzerinde piramit şeklinde bir külah bulunuyor) Döner Kümbet (Selçuklu tipi kümbetlerin en ünlülerinden biri de üzerindeki tuğla süslemeler bulunmaktadır. 1276’da, Anadolu Selçuklu Sultanı I. Alaeddin Keykubad, kızı Şah Cihan Hatun için yaptırmış.), Sah Kutlu Han Kümbeti (M. 1350 yılında Şah Kutluğ Hatun tarafından oğulları Emir Haydar Bey ve Emir Bahşayış için yaptırılmıştır. Kare bir alan üzerine oturtulan bu türbenin taç kapısındaki tezyinatın eşi ve benzeri yoktur.), Hasbek Dadı Kümbeti (M. 1185 yılında yapılan bu en eski Selçuklu eserinin içinde sanduka bulunmamaktadır. Kitabesinde “Burası Aksaray’da H. 580’de haksız yere öldürülen Nisan oğlu Ali’nin oğlu Mes’ud’un şehitliğidir” yazısı yer almaktadır.)

Bizim zamanımız bu kadarına yetti. Gezilecek daha çok yer var. Ama “Senede bir defa daha önce hiç görmediğin bir yere git.” – Dalai Lama